09.11.2016 – Sayılı Dua ve Esmalar Hakkında Makale

NEDEN FARKLI BİR ZİKİR, SAYILI ESMA, DUA, AYET ÇEKMEMELİYİZ?

Allahın resulünün ve sevdiklerinin selam ve bereketi sizin ve sevdiklerinizin üzerine olsun inşallah Can Kardeşlerimiz…

Bundan sonra Allahın izniyle sizlerle burada sıkça buluşacağız inşallah. Bazen aklınıza takılan soruların yanıtlarını, kimi zaman anlaşılmamış konuları konuşacağız. Rabbimize giden bu yolda bize öğretilenleri bizler de sizlere aktarmaya çalışacağız inşallah. Neden mi? Çünkü bu yol cömertlik yolu. Bu yol infak etme yolu. Bu yol öğretileni öğretme yolu…

Bugünkü konumuz çoğu kardeşimizin aklına takılan “Neden başka zikir yada esma çekemiyoruz?” sorusuna yönelik olacak. Bismillah Billah deyip biz sözümüze, siz de okumaya birlikte başlayalım.

Öncelikle youtube anasayfamızdaki konuya ilişkin videomuzu izlemek için lütfen buraya tıklayın. “ https://youtu.be/8DX7PMjti1s

Bismillah Billah

Konuyla alakalı olarak söze şöyle başlamak istiyorum. Bugüne kadar evliyalarımızın kitapları da dahil olmak üzere bir çok ayet, esma, dua uygulaması okudunuz. Bizler de okuduk. Bu yüzden önce bunun açıklamasını yapalım.

Muhammed 17 – Doğru yola girenlere gelince, Allah onların hidayetlerini artırmış ve onlara kötülükten sakınma çarelerini ilham etmiştir.

Kul zikir çekmeye, tevhid ehli olup bu yolda devam etmeye başlayınca Allahu teala o kula sır ayetini öğretir. Bu ayet her birey için farklıdır ve kişiye özeldir. Evliya sultanlarıza da bu sırlar bildirilmiş ve ismi azamlar öğretilmiştir.

Bir çok yerde aradığınız “İsm-i Azam” hangisidir diye soracak olursanız buna da cevap verelim; Bütün esmalar ism-i azamdır. Ancak kulun kendi ism-i azamı kişiye göre farklılık gösterir. Kişinin ism-i azamını ise sadece Rabbi bilir ve vakti geldiğinde bildirir. İşte yukarıda muhammed 17’de bildirilen de budur. Evliya sultanlarımıza da bu şekilde ayet ve esmaları bildirilmiş onlar da bunları kayıt altına almıştır. Şunu biliniz ki bir sultanın kitabında okuduğunuz bu tür uygulamaların hiçbiri bizlerde çalışmaz, çalışsa da yarardan çok yan etkisiyle çalışır. Neden mi? Çünkü ne o sultandaki ağız bizde var ne kalp ne de hal.

Üveys olarak Allahı anmaya başlayan istisnasız her kişiye de sır ayeti bildirilir. Şu an bildirilmediyse de ileride vakti geldiğinde bildirilecek ve Muhammed 17 yaşatılarak öğretilecektir. Sizler de size verilen sır ayetinizi sıkıntı anınızda okuduğunuz zaman akıl almaz yardımlar göreceğinizi biliniz. Bizler yaşadık ve gördük Allahımıza hamd olsun.

Şu örneği de verelim. Esmalar ağır ilaçlar gibidir dedik. Kalp hastasının içtiği ilacı, kalbi sağlıklı bir şeker hastası içerse ölür. Bu yüzden şu esma ya da ayet şu kişiye çok iyi gelmiş diyerek bu zikirleri çekmeyiniz. Kendinizde daha önemlisi maneviyatınızda ağır tahribatlar oluşmasına sebep olmayınız. Özellikle esmaların bilinçsizce çekilmesi sonucunda size verdiği zararları aklınız almaz. Zaten akıl alsa, asla buna girişmezsiniz Bakara 216 – … fakat olur ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız; oysa o, hakkınızda hayırlıdır. Olur ki, siz birşeyi seversiniz; ama o, sizin hakkınızda bir fenalıktır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

Allah bilir ancak bizler bilmeyiz. Lütfen bu ayet, esma konusunda nefsinizin zorlamasıyla ısrar etmeyiniz. Örnek verdiğimiz ayetleri okuyun anlayın ve sonra yaşayın ve görün inşallah.

Gelelim farklı bir zikir çekme konusuna. Öncelikle LA İLAHE İLLALLAH zikri için Peygamberimizin sallallahu aleyhi ve sellem hadisini öğrenelim.

Efendimiz buyuruyor ki; “Zikirlerin en üstünü, en iyisi La İlahe İllallah’tır”

Tevhid (La İlahe İllallah), içindeki ALLAH ismi ile bütün isimleri kendinde toplar. Kuranın özü ve en küçük hatmidir. Bu yüzden bütün ayetleri de kapsar. Böyle olduktan sonra başka zikir, esma, ayet aramak mantıksızdır. Hele henüz marifet yolculuğuna yeni başlamış olan, ruhunu nefsini yeni tanıyan bir insan başka bir şeye asla yönelemez, yönelmemelidir. Çünkü nefse karşı tek silah TEVHİD’dir. Nefsi bilmeden ve eğitmeden başka şeylere yönelmek kişiye yarardan çok daha fazla zarar getirir.

“Peki tevhidle birlikte çeksek olmaz mı?” derseniz buna da cevap verelim. Üveysi zikrini bir yemek tarifi olarak düşünelim. Örneğin kuru fasulye. Bu yemeğin tarifi bellidir; fasulye, salça, yağ, soğan, su… Siz bu yemeğe “Ben çikolatayı çok seviyorum bunu da katayım, elma bana çok iyi geliyor bunu da katayım, turşu faydalıymış bunu da katayım” oydu buydu katayım derken yemeği tam manasıyla ZEHİR edersiniz. O yemek size faydalı olmaz aksine sizi zehirler. İşte bu yüzden zikrinizden başka zikir çekmemelisiniz. Zamanınız olup, gayret etmek, zikri artırmak istediğinizde sadece tevhid ve salavatı artımalısınız. Böyle yaptığınızda yolda çok daha hızlı ve sağlam bir şekilde ilerlediğinizi, nefsinizin ise nasıl zayıflayıp güçten düştüğünü sizler de göreceksiniz.

Bir de birbirinize attığınız “33 kere şunu okursan 15 dk içinde bir mucize olacak” mesajları var. Lüten artık bu oyuna gelmeyin. Okudun olmadı, ne yapacaksın? Fal baktırıp kötü bir şey çıkınca “Aman ben zaten fala inanmam hepsi saçmalık.” dediğin gibi kendini mi kandıracaksın, yine. Bu tür mesajların özellikle kısa bir süre vakit verilerek sizlere sunulmasını bir düşünün lütfen. Uygulanmasına rağmen vaad edilen şey gerçekleşmediğinde, müslümanların duyguları ve daha önemlisi iman kuvvetleriyle oynandığını fark edin. “Ben yaptım, Rabbime dua ettim ama olmadı. Zaten ne istesem olmuyor. Allh beni duymuyor….” diye devam eden nefsinin seni ele geçirdiği isyan cümleleriyle başlayıp bazen küfür cümleleriyle sonlanan bu tuzağa girmeyin.

Zumer 52 – Hala Allah’ın rızkı dilediğine açtığını ve kıstığını bilmediler mi? Şüphesiz ki bunda, iman edecek bir topluluk için bir çok ibretler vardır.

Özellikle “Şu ayeti şu kadar okuduğunda, kalp gözün açılacak. Şu esmayı şu kadar okuyanın kısmeti açılır.” tarzındaki uygulamalardan kaçın. Çünkü bu uygulamalar tamamiyle bilerek ya da bilmeyerek Allah’la pazarlık etmek olur. “Ben bunu bu kadar okudum. O halde haşa Rabbim de bunu yaratmak zorunda” Öyle mi? Biliyoruz ki niyetiniz bu değil. Ancak biliniz ki istemeden de olsa bunu yapıyorsunuz. Allahu teala duanı kabul etmediğinde ayetlere ve Rabbine olan inancının zayıfladığının farkında mısın? Neden olmadı diyerek belki kendini, nefsinin etkisiyle daha çok Rabbini sorguladığının farkında mısın? Yapma canım kardeşim. Hele “Oğlum tıp kazansın, kızım şununla evlensin, mutlaka arabam olsun.” gibi takdire ve hayırlı olana rıza göstermeyen istekler için bu tür uygulamalara hiç girişme ve bu dualarında haddi aşar derecede ısrarcı olma. Ayette Rabbimizin buyurduğu gibi biz bilmeyiz. Neyin iyi olduğunu bilmiyoruz. Kadere, Allahın işine karışıp sonra ağlama.

Üveysi zikrini çek. Rabbinin senin için uygun gördüklerine razı ol. Canım kardeşim seni Yaratana, sevene, koruyana GÜVEN. Sonra mı? Yaşa ve gör Rabbinin seni ve hayatını nasıl senin istediğinden çok daha üst seviyede güzelleştirdiğini…

İnşallah anlatmak istediklerimizi açıklayıcı bir şekilde sizlere sunabilmişizdir. Her şeyin en doğrusunu Rabbimiz bilir. İnşallah bizlere de öğretir, amin… Allaha emanet olunuz…